Gazete Kilis

Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 95.893
DOLAR 4,6409
EURO 5,4119
ALTIN 189,40

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS

265 defa okundu kategorisinde, 06 Mar 2018 - 07:00 tarihinde yayınlandı
“TOPRAKLARDAKİ HAK İDDİALARI SİYASİLERİN DEĞİL, O TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE O KÜLTÜRÜ DEVAM ETTİREN HALKLAR TARAFINDAN BELİRLENMESİ GEREKİR”

Arada bir arkadaşlarla buluşur, gerek sosyoloji, gerek felsefi konularda kendi görüş ve düşüncelerimizi ortaya koyar tartışmalar yaparız. Özellikle günün konularına el atınca, tartışmalarımız daha da büyür, daha da akıcı bir hal alır.

Ortaya atılan ilk konu, “Doğal be Kültür Miraslarımızın Korunması” oldu. Bu konunun mevcut doğal kültür değerleri ile ele alınmasıyla başlandı. Kültür değerlerimizin önemine değinirken önce kültür hakkında bilgi verildi. Bilindiği üzere kültür, bütün ürünlerin ve bütün üretilenlerle ortak yönü olan, herkesin malı durumunu taşıyan ve korunması gereken bir değerdir.

Kültür değerlerimize gelince, bunun korunmasına şöyle bir örmek verebiliriz. Ülkemizde 1950 yıllarında başlayan büyük göçler, ait olduğu yerlerden koparak büyük kentlere doğru akın yapmaya başlamıştır. Bu güç sırasında gelenek ve göreneklerdeyavaş yavaş kopmalar göstermiştir. Bu gelenekler küçük çapta olsalarda, bunların yeniden elde edilmesi çok zor. Çünkü toprağından kopan bir insan, geldiği yerde bin bir zorluklarla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Ayrıca kültürel meseleyi ve birikimleri de tamamen ihmal etmektedir.

Sohbet ve tartışma devam ederken, şöyle bir soru ortaya atıldı: “Peki kültürün korunması için neler yapmalıyız?” denilince, uzman bir arkadaşımız bu konuda şunları söyledi: “Kültürü korumamızın beş temel ilkeleri vardır. Birincisi eğitim; toplumu zorunlu kılan eğitimdir. İkincisi örgütlenme; planlı ve sistemli bir şekilde örgütlenmeyi sağlamaktır. Üçüncüsü doğal miras; her ne şekilde olursa olsun doğal miras dediğimiz varlığa sahip çıkmalıyız. Dördüncüsü kültürel miras; ortaya çıkmış olan kültürel mirası korumamız gerekir. Beşincisi ise tanıtım; herhangi bir şeyin tanıtımını yapınca onu korumuş oluruz” diye cevapladı.

Kültürün korunmasında ortaya çıkan bu beş ilkeden en önemlisi ‘doğal miras’tır. Doğal miras, bilimsel veya görsel açıdan az rastlanan, küresel değeri olan, jeolojik ve morfolojik oluşumları içeren ve ayrıca tükenme tehdidi altında bulunan hayvan ve bitki türlerinin yetiştiği yerleridir. Dünya Kültürel ve Mirasın Korunması için, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü Genel Konferansı, 17 Ekim-21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan 17.nci oturumda ele alınmış ve onaylanmıştır.

Toplantımızın sonunda, tüm bu bilgiler ışığında doğal ve kültürel mirasa sahip çıkılmadığı taktirde, toplumun “Kimliksiz Toplum” olacağı kanısına varıldı. Şöyle ki; insanlar göç sırasında büyük bir darbe almakta, yani yaşadığı yerden kopuş hareketi nedeniyle ağır bedelini ödemekte ve bu bedel de, kendini en çok kültür alanında göstermektedir. Böylece ortaya çıkan sonuç, kimliksiz toplumların oluşmasına sebep olmaktadır.

Hoşça kalın..

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz