logo

Gülmeye Dahi Hakkımız Yok


A.Haşim Özyurt
ahmet.hasim.ozyurt@gmail.com

Kıymetli Kilisliler, son bir kaç yıldır sizlere elimden geldiği kadar serhat şehrimiz ile ilgili şeyler yazma gayreti içerisindeyim. Belki vicdanlarda bir ışık yakar, belki bir işe yarar gayreti ile sürdürdüğüm bu işi 1 ayı aşkın bir süredir yapmamakta/yapamamaktayım. Bunda hem babamın sağlık sorunlarına göstermiş olduğum ilgiden dolayı azalan vaktim, hemde artık bu şehir için söylenmesi gereken şeylerin söylenip yazılması gerekenlerin yazıldığına olan inancım etken olmaktadır. Zihninizi önemli olduğuna inanmadığım şeylerle doldurma endişem ise bu işin diğer bir boyutudur. Fakat bazı anlar oluyor ki kendinizi bir takım sorumluluk bilinci içerisinde hissediyorsunuz. Bu şehirde artık bazı şeylerin bu şehirde yaşayanlar için lüks olduğuna inanıyorum. Ne gibi? “Bana ne” duygusu ile bir tarafa çekilme lüksümüz yok.

Az önce evimin altında olan bir çöp konteynerine konuşmalarından Türk olduklarını anladığım bir aile geldi. Meslekleri, çöplerin içinde yer alan işe yarar şeyleri tekrar ekonomiye kazandırmak. Çöpleri karıştırmalarını izlerken şahit olduğum bir sahneyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Evin babası bir taraftan çöpleri karıştırıp, diğer yandan işe yarar olduğuna inandığı karton, plastik gibi şeyleri büyük çuvala doldururken bir anda dikkat kesilerek eline bir şey aldı. Dikkatli baktığım zaman, bitişikte ki marketin son kullanma tarihi geçtiği için çöpe attığı bir kaç sütlaç paketi olduğunu gördüm. Eline aldığı paketi titizlikle inceleyen baba ambalajı açtıktan sonra kokladığı sütlaçın hala yenilebilir olduğuna kanaat getirip kaldırımda bekleyen eşine paketi verdi. Anne, babanın kontrol ettiği sütlacı tekrar dili ile tadarak yenilebilir olduğundan emin olarak kucağında ki bebeğe yedirmeye başladı. O sırada baba, eline aldığı tavuğu koklayıp yenilemeyeceğini anlayarak tekrar çöpe atıyordu. Bu sahne bir filmin drama sahnesi değil, bu şehrin bir gerçeği.

Avrupa’nın ikinci dünya savaşı yıllarında sokaklarında yaşanan bu dram dolu sahneler artık serhat şehrimizin her köşesinde bazen Suriyeli mülteciler vasıtası ile bazende Türk ailelerle karşımıza çıkıyor. Acının dili, dini, ırkı olmayacağı gibi içerisinde bulunduğumuz zaman diliminin bu tür olaylar için fazlası ile hassas olduğuna inanmaktayım. O görüntülere şahit olup “bana ne?” deme şansımız var mı? Ne halleri varsa görsünler benim karnım tok diyebilecek vicdansızlığa sahip miyiz? Yeryüzünün en şerefli toplumu olan bu ümmet bu sahneyi nasıl sindirebilir?

En son ne yazmışım diye az önce göz attım. “Çalışmadan Başaramayız” demişim.

Ben siyaset ile iştigal eden biri olsaydım bu görüntü sonrası gülmeye dahi hakkım olmadığına kanaat getirirdim. Şayet bu şehirde bazı şeyleri değiştirebilecek yetkiye sahip olsaydım bu sahne beynime mıh gibi çakılır bu çaresizlik bitene kadar kendime gelemezdim. Yinede her iki duyguyu tüm azalarımda hissediyor, içerisinde bulunduğum psikolojiyi kelimeler ile anlatmak oldukça zorlanıyor ve diyorum ki;

Bu ülkede varlık ile yokluk arasında ki uçurumunun en fazla hissedildiği şehir Kilis’tir. Arada dev bir uçurum vardır. Bir kesim, bugün nerede ne yesek diye düşünür iken diğer kesim akşam nasıl yemek yesek derdindedir. Dışarıda ki hayat bize gösteriyor ki, İslam’ın kâti değerleri arasında yer alan kardeşlik hukuku yok olmuştur. Bu durum değişmelidir, aradaki uçurumun yok edilmesi için fakir halkın en azından hayatlarını idame ettirip, çocuklarına iyi bir eğitim verebileceği bir düzen inşa edilmelidir.

Yetki ve makam sahiplerinin bu tabloyu uzun uzun düşünmeleri en büyük temennimdir.

Kalın sağlıcakla..

A. Haşim Özyurt

hasimozyurt@gmail.com

Share
36273 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gülmeye Dahi Hakkımız Yok

    11 Kasım 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Kıymetli Kilisliler, son bir kaç yıldır sizlere elimden geldiği kadar serhat şehrimiz ile ilgili şeyler yazma gayreti içerisindeyim. Belki vicdanlarda bir ışık yakar, belki bir işe yarar gayreti ile sürdürdüğüm bu işi 1 ayı aşkın bir süredir yapmamakta/yapamamaktayım. Bunda hem babamın sağlık sorunlarına göstermiş olduğum ilgiden dolayı azalan vaktim, hemde artık bu şehir için söylenmesi gereken şeylerin söylenip yazılması gerekenlerin yazıldığına olan inancım etken olmaktadır. Zihninizi önemli olduğuna inanmadığım şeylerle doldurma endişem ise...
  • Çalışmadan Başaramayız

    08 Ekim 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Çok uzaklara gitmeden yakın tarihte başımıza gelen bir kaç hadiseyi hatırlayalım. 15 Temmuz ihaneti sonrası örgüt liderinin ABD himayesinde olması ve bizim hala ABD'yi müttefik olarak görmemiz, Kuzey Irak'ta yıllardır kurulmaması için büyük çabalar gösterip ağır bedeller ödediğimiz bir Kürt devletinin tanımıyor olsak ta  kurulması, Suriye'de çoğu kararı tek başımıza alamayarak Afrin başta olmak üzere bir çok bölgeye darbe vuramamış olmamız ve an itibariyle ABD'nin Türk devletine 3 ncü sınıf devlet muamelesi yaparak vizeler ile ilgili tarihi bir...
  • Mağrur ve Mağdur Kilis

    07 Ekim 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Aziz ve Muhterem Kilisliler; şehrimizin hali hazırda en büyük sorunu bildiğiniz gibi işsizliktir. Her gün sosyal medya hesaplarımıza gelen onlarca mesaj bize gösteriyor ki, halkımızın büyük bir çoğunluğu ivedi olarak iş aramakta ve bir çok yuva bu sorun yüzünden temelinden sarsılmaktadır. Şimdiye kadar bu sorunu çözmeye yönelik atılan adımlar günü kurtarmanın ilerisine gidememiş, Kilis'in mağdur fakat mağrur insanları bu sorunla çaresiz bir şekilde baş başa kalmıştır. Maalesef üzülerek görmekteyiz ki, şehrimizin istihdam sıkıntısını çözmek için...
  • En Gürültülü Şehir Ödülü Alabiliriz

    26 Eylül 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Kıymetli Kilisliler; Sokak düğünleri, düğün konvoyları, sıkılan silahlar ve motorunun egzozu ile oynayarak yüksek ses çıkmasını sağlayan ruh hastaları yüzünden işitme sağlığımız ve huzurumuz tehlike altında. Neredeyse İnönü stadyumunda çarşı grubunun çıkardığı desibelde bir gürültü kirliliğine maruz kaldığımız bir yaz mevsimini yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Sırf bu gürültüye maruz kalmamak için mis gibi Kilis havasından mahrum kalıp aman pencereler kapalı olsun diye evine klima taktıran Kilisliler var. Yıllardır alışkanlık haline geldi, ya...