logo

HATIRLADIKLARIM (7)


facebooktwittergoogle plus
Abdülkadir Kıdeyş
abdulkadir@gazetekilis.com

    Uzun ve soğuk kış geceleri bitmek bilmezdi. Kalorifer, doğal gaz vs. olmadığından, sıvı ve katı yakıtların da kıt kaynaklardan temin edilip, idareli dağıtıma tabi tutulduğundan ve hem de pahalı olduğundan orta ve düşük gelir grubuna dahil olanlar bunlarla ısınamazlardı. Bu gelir gurubuna dahil olan halk ucuz ve kolay temin edilebilen ne varsa bulup onları ya bir mangalda yakıp ateşiyle ısınırlar, ya da tandırlara koyup ayaklarını tandırın üzerindeki yorganın altına sokup ya da yorganı boyunlarına kadar çekip, hatta boyunlarından aşırıp ısınırlar, bazen de ısınırken onun rehaveti içerisinde horul horul uyurlardı.

    Tandır; kil çamurundan yapılmış içine kor ateş konmuş “Hördelek” denen delikli bir çömleğin üzerine bir ahşap kafes, onun da üzerine yorgan atılarak oluşturulan bir ısınma aracı idi. Bazıları da hördelek yerine ayakları kısa tandır mangalları kullanırlardı. Odaların bir çoğunun hemen hepsinin tabanı toprak ve zemin katta, yerde olduğundan bazıları hördeleği veya tandır mangalını yere “Tandır Çukuru” denen çukura korlardı. Bu çukurlar daha sıhhatli addedilirdi. Oysa insanlar tandırda ısındıkça çoğu zaman romatizma olurlardı.

    O zamanlar ilçemizin zirai gelirleri genellikle organik üzüm ve zeytin üretimine yönelik bağ ve zeytin tarımına dayalı olduğundan yakacak olarak bağ çubuğu ile pir denen zeytin dalları ve odunlardan yararlanılırdı. Bu çubuk, dal ve odunlar bağ ve zeytini olanlar kendi mallarından, malı olmayanlar da ucuz bedelle satın alarak temin ederlerdi. Daha kış gelmeden insanlar yakacaklarını temin edip bir köşeye istif ederlerdi.

    Zamanla ulaşım ve gelir düzeyi geliştiğinden kömür yatakları bulunan illerimizden gelen taş kömürü  kışın yakacaklarımız, soba ise ısınma araclarımız  arasında yerini aldı ve çok rağbet gördüler.Giderek kalorifer, fuiloil, sonraları doğalgaz kullanımının da yaygınlaşmasıyla çok şükür bu günkü ısınma, yakacak rahatlığına ve lüksüne kavuşmuş bulunmaktayız.

     Evlerde elektrik ve radyo, teyp, televizyon gibi elektronik cihazlar henüz olmadığından tandır yada soba başında çocuklara bazen de bu bahaneyle büyüklere masal ve hikayeler anlatılarak, güzel sohbetler, nasihatlar yapılarak zaman geçirilirdi. Bu masal ve hikayeler çoğu zaman uzun tekerlemelerle başlar, türkü, şarkı, mani ve şiirlerle zenginleştirilip bezenirdi. Hatıladığım bu tekerlemelerin bazıları şöyleydi:

  • Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber, karıncalar dülger iken, anam eşikte iken, babam beşikte iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken , anam ağlar anamı sallardım babam ağlar babamı sallardım, derken babam düştü beşikten, ben hopladım eşikten, anam kaptı maşayı, babam kaptı meşeyi, dolandırdılar bana dört bir köşeyi
  • Eski hamamın tası yok, peştamalın ortası yok,
  • O yalan, bu yalan, fili yuttu bir yılan, karıncayı nallayıp sırtına palan vuran, falan filan, duydun mu sen hiç böyle yalan, eşeğe binip deveyi kucağına alan, ağalar söyleyin bakalım bu da mı yalan
  • Yalanı yalanlayalım hadi bakalım masala başlayalım…
  • Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın deli kulları pek çokmuş…
  • Azdan çoktan, hoppala hoptan, Sana bir mintan yaptırayım çerden çöpten, İlikleri karpuz kabuğundan, düğmeleri turptan…
  • Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, yolda bulduk bir…vb.

    Bu tekerlemelerden sonra masal ve hikayelere başlanırdı. Kafdağı’nın arkasındaki masal aleminden, üzerine binilerek alemden aleme gidilen Zümrüt-ü Anka Kuşu’ndan, devlerden, cücelerden, cinlerden, perilerden bahisle usta bir meddah gibi çeşitli masallar anlatılır; Karacaoğlan, Leyla ile mecnun, Kerem ile aslı, Şah İsmail, Battal Gazi vb. aşk ve kahramanlık hikayeleri türkü, şiir, tulaat ve deyişleriyle bir usta sanatçı, bir usta orta oyuncusu, bir tiyatro oyuncusu edasıyla anlatılırdı.

    Rahmetli babamın anlattıkları ve aklımda kalanlardan en ilginç olanı kısaca şöyleydi:

Bir gün birbirinden daha usta ve hünerli hırsızlar bir yerde oturmuş, hırsızlık maceralarını anlatarak sohbet edip övünüyorlarmış. İçlerinden biri çok övünüyormuş.

– Benden daha iyi, daha usta hırsız yoktur, ben adamın gözünden sürmeyi çalarım onun ruhu bile duymaz…

Bu defa öbür hırsızlardan biri şöyle demiş;

– Peki o zaman şu ağacın üzerindeki yuvada kuluçkaya yatmış kumrunun altından kumruyu uçurmadan yumurtalarını çal da görelim.

Hırsız ağaca çıkmış gerçekten de kumruyu uçurmadan altındaki yumurtaları çalmış, öbürlerine göstermiş ve yine övünmeye başlamış;

– Gördünüz mü nasıl çaldım, kumru uçmadı, ruhu bile duymadı. Ha..Haa..Haaa…

Bunun üzerine diğer hırsızlar birlikte kahkahalarla gülmeye başlamışlar;

– İyi ama bir de eğil bak, bakalım kıçında tuman (don, şort, kilot, boxer)ın kaldı mı.

Meğerse o kumruyu uçurmadan yumurtalarını çalarken diğer  hırsızlar da onun tumanını çalmış, onun ruhu bile duymamış. Ha..Haa. .Haaa…

İlgili atasözleri:

  • El elden üstündür.
  • Boynuz kulağı geçer.
  • Akıl akıldan üstündür.
  • Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu.
  • Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var.

    Baharın müjdecisi olan 1.cemrenin düşmesiyle havaların ısınması ve mart ayının geldiği şu günlerde yine de tedbirli olmak gerek. Mart ayı dert ayıdır derler. Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır. Soğuklarda ısınmanın daha kolay, daha teknik ve daha modern olduğu zamanımızda yine de kıt kaynakların daha iyi kullanılması gerekir. Zaten idareli olmak ve ekomomi de bu demektir. Zira doğalgaz, elektrik, su,vb. faturaları el yakıyor. Pahallık almış başını gidiyor. Halkımızın çoğu dar ve orta gelirli hatta yoksulluk sınırının altında bir gelirle hayatını idame ettirmeye çalışıyor.

    Bu soğuk günlerde yuvanız, gönlünüz, cebiniz sıcak olsun. Kalın sağlıcakla…

27 Mart 2017, İstanbul

Abdülkadir KIDEYŞ

Etiketler: » » » » » » » » »
Share
732 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir Hayalin Peşinden…

    12 Ağustos 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Kilis Haberleri

    Kıymetli Kilisliler; Cuma akşamı Tv 79 kanalında ekranlarınıza gelen "Kilis Gündemi" programına Kilis Belediye Başkanı Av. Hasan Kara beyefendi konuk olarak katıldı. Abdullah Alpdağ'ın moderatörlüğünü yaptığı programa Kilis Belediyesinin çalışmalarını yakından takip eden biri olarak bende katıldım. Malumunuz bilgi kirliliği konusunda çok başarılı olduğumuz için yetkililer net bir açıklama yapmadığı sürece söylentilere itibar ediyoruz. Bu bilgi kirliliğinin sona ermesine yönelik atılacak en mantıklı adım Kilis'in kanalında ekran karşısına geçere...
  • Kilis Vakfı Erkek Öğrenci Yurdu

    09 Ağustos 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Kilis Vakfı Başkanı sayın Yaşar Aktürk'ün öncülüğünde yıllardır Kilisli ailelerin çocuklarını kendi çocukları gibi himaye ederek iyi bir eğitim görmeleri için her türlü imkanı verip, hiç bir karşılık beklemeyen bir yurdumuz var. İstanbul'da faaliyet gösteren erkek öğrenci yurdunda şimdiye kadar yüzlerce Kilisli ailenin evladı eğitim hayatlarını tamamladılar. Bunların arasında milletvekili seçilende var, doktor, avukat olanda var. Yurdun öğrenci kabul ederken aradığı tek bir özellik var "ihtiyaç sahibi bir Kilisli öğrenci olmak" sadece bu vas...
  • Resul Osman Mesire Alanı

    07 Ağustos 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Kıymetli Kilisliler; Resul Osman Mesire Alanı henüz tamamlanmamış olmasına rağmen Kilis halkı tarafından büyük ilgi görmüş, yaz ayının sıcak geçmesi ile birlikte biraz serinlemek ve temiz hava almak isteyen Kilisliler adete yeni mesire alanına akın ederek ne kadar önemli ve gereken bir hizmet olduğunu gözler önüne sermiştir. Daha önce 50 dönümlük bir arazisi olan Söğütlüdere'yi mesken tutan halkımız 2.000 dönümlük bir arazi üzerinde takdire şayan bir şekilde hizmete sunulan yeni mesire alanına büyük bir ilgi göstermektedir. Her hafta sonu ak...
  • Kilis Belediyesinden Beklentim..

    28 Temmuz 2017 Ahmet Haşim Özyurt, Köşe Yazarları

    Muhterem Kilisliler, dün kaleme almış olduğum bir yazıda sıklıkla üzerinde durduğum bir husus vardı. Yetişen yeni neslin sadece uhrevi bilgiler ile donatılıp modern bilimden yoksun kalmasının sonuçlarının çok ağır olacağı kanaatindeyim. Bir taraftan ahlaki ve manevi konular genç beyinlere aşılanırken diğer taraftan sanat, felsefe, edebiyat ve fen ilimleri konularında yeni neslin geliştirilmesi gerektiğine inanmaktayım. Batı dünyasının gündem konuları ile bizim gündem konularımızı karşılaştırdığımız zaman görüyoruz ki ufku daralmış, hedefi küçül...