Gazete Kilis

Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 95.893
DOLAR 4,6409
EURO 5,4119
ALTIN 189,40

Kilis’teki Suriyeliler İle İlgili Yüksek Lisans Tezi

3165 defa okundu kategorisinde, 07 Haz 2018 - 12:47 tarihinde yayınlandı
Kilis’teki Suriyeliler İle İlgili Yüksek Lisans Tezi

T.C.
Marmara Üniversitesi
Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü
Orta Doğu Coğrafyası ve Jeopolitiği Anabilim Dalı

MEKAN VE KİMLİK: KİLİS ÖRNEĞİ CASE STUDY

Nurgül ASLAN
(Yüksek Lisans Tezi)

İstanbul – 2018

T.C.
Marmara Üniversitesi
Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü
Orta Doğu Coğrafyası ve Jeopolitiği Anabilim Dalı

MEKAN VE KİMLİK: KİLİS ÖRNEĞİ CASE STUDY

Nurgül ASLAN
(Yüksek Lisans Tezi)

Danışman Doç. Dr. Mehmet ÜNLÜ

İstanbul – 2018
Tüm kullanım hakları
M.Ü Orta Doğu ve İslam Araştırmaları Enstitüsü’ne aittir.
©2018

ONAY
Nurgül Aslan tarafından hazırlanan ‘Mekan ve Kimlik: Kilis Örneği’ konulu bu çalışma 13 Nisan 2018 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda jüri tarafından başarılı bulunmuş ve yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Adı Soyadı İmza

TEZ DANIŞMANI Doç. Dr. Mehmet ÜNLÜ
JÜRİ ÜYESİ Ali BALCI
JÜRİ ÜYESİ Münür BİLGİLİ

ÖZGEÇMİŞ

2003 Beşiktaş Lisesi
2006 Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi
Coğrafya Bölümü
2018 Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Araştırmaları
Enstitüsü Orta Doğu Coğrafyası ve Jeopolitiği Anabilim
Dalı

İLETİŞİM BİLGİLERİ
E-Posta: atik_nurgul@hotmail.com

ÖNSÖZ
Çalışmada Kilis’in mekânsal dönüşümü ve mekanın yeniden üretimi sırasında yaşanılan birkaç noktaya değinilmeye çalışılmıştır. Kısa süre içinde bu meşakkatli çalışmayı tamamlamam için yardımını benden esirgemeyen TUBA YILMAZ’a teşekkür ederim. Ayrıca Kilis ile ilgili kişi ve bilgilere ulaşmamda birçok yardımı olan Kilis Vakfı ve Gazete Kilis’e teşekkür ederim. Bu ilk makale denememi en büyük destekçim olan sevgili eşim OĞUZHAN ASLAN’a ithaf ediyorum.

ÖZET
Mekan, tek bir tanımı olmamakla birlikte farklı bağlamlarda farklı anlamda kullanılmaktadır. Bazı çalışma alanlarında mekan sadece fiziki bir olgu olarak ele alınır ve değişmez olarak düşünülür. Ancak mekanlar durağan değildir. Mekanlar karşılıklı etkileşim halindedir. Bu nedenledir ki mekan dönüşen ve üretilen bir olgudur. Mekanlar üretim sırasında yeni özellikler kazanırken bir takım özelliklerini de yitirir.
2011 yılındaki Suriye’deki iç çatışmalar sonucunda yaklaşık 10 milyon kişi yer değiştirmek zorunda kalmıştır. Yaşanan bu yer değiştirme sırasında 3.5 milyondan fazla kişi Türkiye’nin bir çok şehrine yayılmış durumdadır. Kilis, Türkiye-Suriye sınırının önemli bir noktasında bulunması sebebiyle, Suriye’deki iç çatışmalardan doğan göç dalgasından çok fazla etkilenmiş bir yerdir. Kilis’i sığınmacı noktasında önemli kılan şehrin kendi nüfusuna yakın Suriyeli sığınmacının bulunmasıdır. Ayrıca Kilis, sığınmacılar için önemli bir geçiş noktası konumundadır. Bu çalışmada bir mekan olarak Kilis’in Suriyeli sığınmacılar geldikten sonraki mekânsal dönüşümü ele alınmıştır. Sığınmacılar gelmeden önceki mekânsal kimlik ile mekanın dönüşmesinden sonra oluşan mekânsal kimlik üzerinde durulmuş ve aradaki farklılıklar da aktarılmaya çalışılmıştır. Göç olgusunun ortaya çıkış sebebi ne olursa olsun, bunun neticesinde meydana gelen süreçler (mekan algısı, mekânsal değişim, mekanla göçmen arasındaki uyum, sosyo-ekonomik etkileşim vb.) çok önemli olup bu süreçlerin farklı yönleriyle yakından incelenmesi gerekmektedir. Çalışmada görüşme tekniği kullanılarak Suriyeli sığınmacıların mekan üzerindeki etkileri araştırılmaya çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Mekansal kimlik, mekanın dönüşümü, mekan üretimi, Kilis, Suriye, sığınmacı

BÖLÜM I: GİRİŞ
1.1 Araştırmanın Problemi
Mekan, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele alınmakla beraber geniş bir çerçeve ile ‘insanı çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk’ ve ‘sınırları gözlemci(ler) tarafından algılanabilen uzay parçası’ olarak tanımlanabilir. Mekân a- Yer, bulunulan yer b- Ev, yurt c- Uzay olarak geçmektedir (TDK). Çoğunlukla “yer” anlamında kullanılan mekan kavramı ilk bakışta fiziki bir olgu olarak algılansa da aslında toplumsal olaylara ve insani hallere sahne olması hatta bunlara yön ve şekil vermesi açısından sosyolojik bir olgu olarak karşımıza çıkar. Zira mekan sadece fiziksel üretim araçları ile değil, o toplumu kuran ilişkiler örüntüsü ile de anlam kazanır. Ayrıca mekan sadece verili bir şey değildir, oluşturulup dönüştürülen bir yapı arz eder, sosyal, politik, ekonomik faktörlere bağlı olarak var olur ve yeniden üretilir. Kendini mekanlarda üreten toplum, sahip olduğu kimliği mekanlara yansıtır. Dolayısıyla değer yüklüdür ve bellek aidiyet, toplumsal ilişkiler, statü gibi doğrudan insan kimliğini oluşturan faktörlerle yakından ilgilidir. Hayat tarzında ve toplumsal değerlerde meydana gelen değişmeler ve farklılaşmalar, farklı mekanların üretilmesini dolayısıyla mekansal ayrışmayı beraberinde getirir(Aksan,2008). Doreen Massey mekânı çok yönlü, sürekli işlenmekte olan, hiç durmayan bir süreç olarak tanımlamaktadır. Massey, mekânları tek bir kimlikle tanımlananın olanaksızlığını belirtirken, mekân oluşturma sürecini parçalı, kesintili ancak sürekli devam eden bir olgu olarak görmektedir (Massey, 2005).
Lefebvre’ye (1991) göre, mekân üretim ilişkilerini ve yeniden üretimin toplumsal ilişkilerini içermektedir. Mekân toplumsal bir üründür ve her üretim biçimi kendi mekânını üretmektedir. Böylece, mekânın üretim sürecinde yaratılan yeni mekânlar aynı zamanda yeni toplumsal ilişkiler oluşturmaktadır. Kapitalizm, mekân üretiminde, kendi temsillerini yapılı bir çevre aracılığıyla inşa etmektedir ve mekânsal pratikler bu temsiller ile toplumsal ilişkiler arasındaki etkileşim sonucunda oluşmaktadır. (Koçak, 2008, s.223). Tüm bu yorumlardan da anlaşıldığı üzere mekan üretilen, dönüştürülen ve sürekli yeni anlamlar yüklenen bir kavramdır. Mekanlar bu üretim süreci içinde bazı anlamlarını kaybederken yeni anlamlar kazanır. Bir mekân diğer mekânlarla anlam kazanır, diğer mekânlara göre konumlanır. Bu bağlamda mekânlar tamamen ilişkisel ve iç içe geçmiştir. İlişkisel mekân (relational space) olarak adlandırılan bu mekânlar pasif veya nötr değildir. Bu anlamıyla mekân üretilmiştir, aktiftir ve bağımlıdır (Bilgili 2016).
Suriye’de Nisan 2011 tarihinde başlayan siyasi krizler sonucunda Suriye’nin komşusu olan ve yakın ülkelere (Türkiye, Ürdün, Irak, Lübnan, Mısır) milyonlarca kişi göç etmek zorunda kalmıştır. Günümüzde Türkiye’de olan sığınmacı sayısının TÜİK’in 2016 verilerine göre; 3 milyon 551 bin 78 geçtiği ifade edilmektedir. Türkiye’ye gelen sığınmacılar Gaziantep, Hatay, Kilis, Şanlıurfa, Mardin, Osmaniye ve Adana’da şehir merkezinde ya da buradaki mülteci kamplarında ikamet etmektedirler. Bunların bir kısmı ortak kültür ve coğrafyaya sahip olunması nedeniyle ikamet ettikleri mahallelerde uyum sürecini daha kısa sürede sağlamışken, bir kısmı ise sadece yaşamak zorunda olduğu için buradaki ikametine devam etmektedir. Bu çalışmada Suriye ile sınırı bulunan Kilis’e çeşitli yollarla giriş yapan Suriyelilerin mekan ve kimlik üzerine etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Yaklaşık 7 yılı aşkın sürede Kilis’te meydana gelen mekânsal dönüşüme yansıması nelerdir sorusuna cevap alınmaya çalışılmıştır.

1.2 Araştırmanın Amacı
Çalışmada mekânsal kimliğin dönüştürülmesi noktasında Kilis örneği ele alınmıştır. Suriyeli sığınmacılar siyasi sebeplerden ötürü mekânsal, sosyo-ekonomik ve kültürel değişim ile yüz yüze kalmışlardır. Yerlerinden edilmiş nüfus için gittikleri yerlerde yeni yaşam tarzı bir zorunluluk olmuştur. Göç eden insanların fikirleri ve sorunları, gelinen mekanı ve orada yaşayanları da etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı Kilis’te bulunan sığınmacıların şehrin belirli yerlerinde kümelenmelerini, mekanı nasıl kullandıklarını, yerli halkla yapılan evlilikleri, yeni geldikleri yerdeki uyum sürecini ve yaşanan sorunları ve şehrin kimlik yapısının değişim sürecini anlamaktır.
Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Case study (örnek olay) yöntemi ve doküman analizinden yararlanılmıştır. Döküman analizi için kapsamlı bir literatür çalışması yapılmıştır. Birçok makale ve resmi kuruluşların verilerinden de yararlanılmıştır (TÜİK, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Kilis Nüfus Müdürlüğü…)Case study yönteminde sınırları belirli olan tek bir olay ele alınır. Tek bir olay derinlemesine ve ayrıntılı olarak işlenir. Case study aynı zamanda bir araştırma ünitesidir. Örnek olay çalışması sosyal bilimsel araştırma yapmanın çeşitli yollarından biridir. Açıklayıcı (explanatory) keşfedici (exploratory) ve tanımlayıcı örnek olay çalışmaları tarafından tamamlanır (Yin, 2003: 1). Araştırma stratejisi olan örnek olay çalışması bireysel, grup, örgütsel, sosyal, politik ve olaylar ile ilgili bilgilerimize katkıda bulunmak amacıyla birçok durumda kullanılmaktadır. Örnek olay çalışmasının psikoloji, sosyoloji, siyasal bilimler, sosyal işler, işletme (Gilgun, 1994; Akt. : Yin, 2003: 1), toplum planlamasında (Ghauri & GrØnhang, 2002; Akt. : Yin, 2003: 1) ortak bir araştırma stratejisi olması şaşırtıcı değildir. Tüm bu durumlarda, örnek olay çalışması için ayırıcı gereklilik karmaşık sosyal olayları anlamak için doğmuştur. Kilis’in mekânsal dönüşümü için case study yöntemi uygun görülmüştür. Çünkü sınırlılıkları olan tek bir konu ele alınmıştır. Ayrıca merkeze aldığımız bu konunun nedenleri de bu çalışmada açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma konu itibariyle karşılaştırmalı case için de uygundur.

1.3 Araştırmanın Önemi
Kilis’in Suriyeli sığınmacılar gelmeden önceki ve sonraki hali karşılaştırılarak;
Mekânsal dönüşüm sırasında neler yaşandı ve gelecekte neler olması muhtemeldir?
Mekânsal kimlik üretimi sonucunda ortaya çıkan olumlu ve olumsuz durumlar nelerdir?
sorularına yanıtlar bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca Kilis’in günümüzdeki mekânsal durumuna ilişkin veriler elde edilmesi amaçlanmıştır.
1.4 Araştırmanın Sınırlılıkları
Zaman açısından 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bahar dönemi ile sınırlıdır.
Örneklem açısından 8 kişi ile görüşme (mülakat) yoluyla data alınmaya çalışılmıştır. Görüşülen kişilerden 4 tanesi Kilisli olup şu anda hala orada görev yapan öğretmenlerdir. Kendileriyle yüz yüze görüşme şansı olmadığından sorular kendilerine mail yoluyla iletildi ve cevaplarda bu şekilde alınmaya çalışıldı. Diğer 4 kişi ise İstanbul’da Kilis Vakfı’nda çalışan yetkili ve personeldir. Yapılan görüşmelerde yarı yapılandırılmış sorular kullanılmıştır.

1.5 Araştırmanın Varsayımları
Görüşülen kişilerin sorulara samimi cevaplar verdiği varsayılmıştır.
Örneklem evreni temsil edici niteliktedir.

BÖLÜM 2: ALANYAZIN
2.1 Kilis’in Mekansal Özellikleri
Suriye’de 2011 yılında savaşın patlak vermesiyle insanlar yavaş yavaş yer değiştirmeye ve göç etmeye başladılar. Kimi insanlar savaşın biteceğini düşünerek yerinde kalırken bir kısmı ülke dışına çıkmaya başladılar. Savaş, etnik çatışma, can güvenliğinin olmaması gibi durumlarda meydana gelen göç hareketinde yakın olan mekanlar öncelikle tercih edilir. Bir mekânda meydana gelen olaylar, mekânın göç çekiciliğini azaltırken; yakın mekânların göç çekiciliğini artırır (E. Lee, 1966, s. 52). Suriye’deki savaş ortamından ve zorunlu göçten en fazla etkilenen şehir olan Kilis’in, etkilenme derecesinin yüksek olmasının altında, sit ve situasyon özellikleri yatmaktadır. Kilis şehrinin lokasyonu, sınırın doğal ve siyasi nitelikleri, göçü, göç yollarını ve göç eden kitleyi doğrudan etkilemektedir. Kilis, Türkiye-Suriye sınırının önemli bir noktasında bulunması sebebiyle, Suriye’deki iç çatışmalardan doğan göç dalgasından çok fazla etkilenmiş bir yerdir. Çalışma sahamızda amplitüd (yükselti) farkının azlığı, düşük eğim değerleri, göçler için uygun jeomorfolojik birimlerin var olması yerinden edilmiş nüfus için Kilis’i sığınmacı geçişinde ve yerleşmesinde önemli bir hale getirmiştir (İncili Ö.F ve Akdemir İ.O, 2016, s. 120).
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre Kilis’te bulunan Suriyeli mülteci sayısı 130.057’tir. Kilis şehrinin nüfusu ise 136.319’dur (TÜİK 2018). Kilis’te 2 adet konteyner kent kurulmuştur fakat göçler devam ettikçe kapasite dolmuştur. (Öncüpınar ve Elbeyli Beşiriye Konteyner kentleri ) Bu nedenle Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi Kilis’te de mülteciler yalnızca kamplarda değil kamp dışında da büyük ölçüde yaşamlarını sürdürmektedir. Görüldüğü gibi şehirde yerli nüfus kadar Suriyeli nüfusu bulunmaktadır. İnsanları göçe hazırlıksız olarak yakalanmaları ve zorlayıcı pek çok durumun varlığı sebebiyle göçler kitleler halinde olmuştur. Göçe ilk etapta katılanların kadın, çocuk ve yaşlılar olması da çok uzak yerlere gidilmesini engellemiştir. Bu sebeple de göç için en uygun olan yer Kilis göç akınına uğramıştır.

2.2 Mekansal Uyum
Göç sonucunda etnik kimlik, dini kimlik, kadın kimliği gibi kimlik arayışları artış göstermektedir. Ülkeler arası yapılan göçler, adaptasyon, aidiyet duygusunun gelişmesinin gecikmesi, siyasal oluşum, kültürel değişim ve uyum sorunlarını beraberinde getirmektedir (Harunoğulları M. ve Cengiz D., 2014). Göçle birlikte farklı mekanlara gelen insanlar uzun bir süre uyum sorunu yaşar. Bu süre içinde gelinen yeni mekandaki farklılıklara alışırken aynı zamanda mekanda bazı farklılıklarda da bulunur. Aslında bu etkileşim tek yönlü olmamaktadır. Mülteciler geldikleri yerdeki mekanın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını etkilendikleri gibi yaşadıkları bu mekanın sosyokültürel ve ekonomik yapısını etkilemişlerdir. Dolayısıyla uyum süreci sonunda kültürel bir mekan ortaya çıkmış olur. Suriyeli mültecilerin Kilis’e göç ettikten sonra kendilerini mekana ait hissetmemeleri, tekrar geri dönme düşünceleri, dillerinin farklı olması mekânsal uyumu güçleştirmiştir. Ayrıca bu insanlar yerleşirken de akrabalarının bulunduğu mahalleleri tercih ederek belirli mekanlarda kümelenmişlerdir. Kendilerinin çoğunlukta oldukları mekanlarda daha rahat yaşamaktadırlar. Fakat bu şekilde toplumdan uzaklaşma ve mekana karşı önyargıları da artmaktadır.

2.3 Kilis’te Suriyeli Sığınmacılar ve Mekansal Dönüşüm
Sığınmacılar Kilis’te sosyal ve mekânsal bir kümelenme meydana getirmiştir. Sosyal kümelenme, gelire, statüye ve dolayısıyla sınıfsal konuma göre ve farklı etnik, dini, kültürel gruplar/kimlikler ve farklı yaşam tarzlarına dayalı olarak ortaya çıkarken; mekânsal kümelenme, bu farklılaşmaların somut ifadesi olarak karsımıza çıkmaktadır (Ünal, 2012: 49). Kilis’e ilk olarak gelen kişi veya aileler, Kilis’te akrabası veya tanıdığı bulunan kişilerdi. Daha sonra gelen sığınmacılar ise ilk gelen kişilerle irtibatı olan kişilerdir. Kilis’in esasen ticaret ve Hac yolu üzerinde yer alması nedeniyle tarihsel olarak yabancıya karşı olumlu bir bakış söz konusudur. Suriye’deki olayların başlaması ile göçe ilk maruz kalan şehirlerden olan Kilis’te halk Suriyelilere “Ensar-Muhacir” ilişkisi çerçevesinde yaklaşmıştır. Kendi girişimleri ile yardımlar toplanmış, evi olanlar ücretsiz olarak Suriyelileri barındırmıştır. Ancak şehrin ilk baştaki beklentisi Suriye olaylarının bir süre sonra biteceği ve insanların ülkelerine döneceği yönünde olmuştur. Ayrıca zaman içinde sığınmacıların kamplara yerleştirileceği düşüncesi hâkim olmuştur. Suriyelilere bakıştaki değişimin ana nedeni, sayının giderek artması, Suriye’deki olayların uzun süreceğinin ve Suriyelilerin bir daha ülkelerine dönmeyeceklerinin ve kamplara yerleştirilmeyeceklerinin zaman içinde anlaşılması olmuştur (ORSAM, 2015, s.24).
Suriye’deki iç savaş öncesinde Kilis kenti sınıra yakın oluşu nedeniyle canlı bir ticaret merkeziydi. Örneğin savaş öncesi yaklaşık 6000 Kilisli aile geçimini kaçakçılık ile sağlarken savaşın patlak verdiği 2011 sonrası kaçakçılık faaliyeti sadece bazı köylerle sınırlı kalmıştır (ORSAM 2015: 24-25).
Nüfusu kısa zamanda katlanan Kilis, yoğun nüfus baskısı altında kalmıştır. Öte yandan gerek güvenlik, gerek işsizlik ve işçi ücretlerinde meydana gelen düşüşler, gerekse de kiralarda meydana gelen artışlar ve konut yetersizliğini göz önünde tutan ve bundan mağdur olduğunu savunan insanların kaygıları da bir başka algıyı ortaya koymaktadır. Özelikle kentte yaşayan Kilisli kadınların sığınmacılara yönelik olumsuz algısı da oldukça dikkat çekicidir. Nitekim Suriyeli sığınmacıların kente gelişiyle birlikte, bazı erkeklerin, birden fazla evlilik yapması kadınların huzursuz olmasına ya da sığınmacı kadınlarla “gayrı meşru ilişkilerin” yaşanmasından duyulan endişeler, özellikle Kilisli kadınların sığınmacılara karşı olumsuz bir tutum takınmasına sebep olmaktadır (Cengiz, 2015).
Suriyeli sığınmacılar düşük ücretlerle ve hiçbir güvenceleri olmadan çeşitli işlerde çalışmaktadırlar. Park, hastane, sokak adları, dükkan ve belediye araçlarında dahi Arapça yazılar gözle görülür şekilde artmıştır. Aslında tüm bunlar mekânsal etkileşimi ve mekânsal kimliğin dönüşümünü göstermektedir.

BÖLÜM: 3 YÖNTEM
3.1 Araştırmanın Modeli
Bu araştırma sınırları belirli olan tek bir konuyu ele aldığından nitel araştırma yöntemlerinden örnek olay (case study) tercih edilmiştir. Bir kişi, grup ve kültürün ortaya çıkardığı unsurları, yaşanmış olayları analiz eder. Case study’i çember olarak düşünürsek merkezde (core) case vardır. Etrafında onu etkileyen unsurlar yer alır. Ayrca karşılaştırmalı örnek olay çalışması bu araştırma için oldukça elverişli olmuştur.

3.2 Evren ve Örneklem
Çalışma grubu olarak dördü halen Kilis’te ikamet eden ve görev yapan erkek öğretmenler seçilmiştir. Ayrıca Kilis Vakfı yönetici ve personeli ile de görüşme sağlandı. Görüşme yapılan toplam 8 kişi Kilisli olup uzun yıllardır orada ikamet eden kişilerdir.

3.3 Veri Toplama Araçları
Data toplama aracı olarak döküman analizi ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşme soruları yarı yapılandırılmış olarak hazırlandı. Kilis’te bulunan 4 kişiye mail yoluyla sorular iletildi ve yanıtlar alındı. Diğer 4 kişiyle ise yüz yüze görüşme yapıldı. Doküman analizi sırasında yerel gazete, vakıf ve resmi kuruluşlardan da data alınmıştır.

3.4 Verilerin Toplanması
Araştırmaya dayanak olan veriler 2017-2018 bahar yarı yılı döneminde Kilisli olan ve Kilis’te ikamet eden 4 erkek öğretmen ile mail yoluyla görüşme yapılarak sağlanmıştır. İstanbul’da bulunan 4 kişi ile yüz yüze görüşme yapılmış ve data toplanmıştır.

3.5 Verilerin Çözümlenmesi
Katılımcılardan alınan görüşler büyük oranda çalışmaya yansıtılmıştır. Direkt yansıtmanın yanında alınan cevapların özlerine ulaşmak için kodlamalar ve bağlantılar yapılmıştır. Veri analizi sürecinde kendi yorumlarım da eklenmiştir.

BÖLÜM 4: BULGULAR
Katılımcılarla yapılan görüşmeler sonucu elde edilen sonuçlar, sorulara göre sınıflandırılarak aşağıda verilmiştir. Görüşme yapılan kişilerden bir tanesi gerçek adının kullanılmasını kabul etmiştir. Diğer kişiler için takma ad kullanılmıştır.

Yaşadığınız yere ilk Suriyeli Mülteci hangi yıllarda başladı?
Ali: Suriye’de savaşın ilk başladığı zamanlardan itibaren göçler başladı. Zaten Kilis ve Suriyeliler arasında geçmişe dayalı bağlar vardı. Sanırım bu yüzden ilk kaçış noktası olarak burayı gördüler. Kendimi onların yerine koydum ve o zaman onlara kucak açmamız ve sıkıntılarıyla ilgilenmemiz gerektiğine karar verdim. Onlar buradan ayrıldıklarında bizleri iyi olarak hatırlayacaklardır.

Murat: 2011 ve 2012 yıllarında Suriyeli göçmenlerin geldiğini hatırlıyorum. Göçler ilk başta çok dengesiz gerçekleşti. Mültecilere şehrin yerel yönetimi dahil hiç kimse kalacak bir yer göstermediği için bu insanlar buldukları izbe ve kullanılmayan boş binalarda kalmaya başladılar.

Kadir: Kilis şehir merkezine 2011’de göçler başladı. Göç yoğunluğu 2014-2015 ‘te tavan yaptı. Bu yoğunluk günlük yaşam içinde fazlasıyla hissedilir olmaya başladı. Kilis halkı mültecilere karşı acıma ve yardım duygusu hakimdi. Biz aile olarak onlara gıda, battaniye vb. temel ihtiyaçlarını noktasında yardım ettik.
Hasan: Biz ilk etapta gelen mültecilere karşı muhacir-ensar düşüncesi ile yaklaştık. Onlara elimizden geldiğince yardımcı olduk. Hatta bazılarını evlerimizde misafir ettik. Fakat savaşın uzaması ve artık mültecilerin gitmeyeceğinin anlaşılmasıyla onlara karşı olan yaklaşımımız değişmeye başladı. Bu değişimin yaşanmasında mültecilerin hal ve davranışlarının da çok etkisi oldu.

Mehmet Selim: Savaş başlar başlamaz akın akın göç başladı. Esat vurdukça gelen insan sayısı devamlı artmaya başladı. İnsanlar sınırdan resmi yollarla girmeyi beklemedi bile. Nereden bir kaçış yolu bulduysa Kilis’e girdi. Hatta sınır boyunca eskiden yerleştirilen mayınlar vardı. Bunların tam olarak nerelerde olduğu belli değil. Birçok kişi ülkesinden kaçarken bu mayınlara basıp yaralandı. Siz istediğin kadar önlem alın insanlar kapıları kırıp yine de Kilis’ e girer.

Göçlerin ilk zamanlarda nasıl bir etki yarattığından bahseder misiniz?
Murat: Az önce de dediğim gibi göçler çok dengesiz gerçekleşti. Zengin olan mülteciler şehrin kalburüstü kısımlarında mülk edinmesiyle birlikte şehrin emlak fiyatlarında gözle görülür bir artış yaşandı. Bir de mültecilerin kayıt dışı iş gücü olarak kullanılması sebebiyle işsizlik sorunu ortaya çıktı.

Yılmaz: Ben dil bildiğim için onlarla pek sıkıntı yaşamadım. Fakat öğretmenlik yaptığım okulda Suriyeli öğrencilerimiz var. Türk olan öğrenciler onları ilk etapta dışladılar hatta kabullenmekte zorlandılar. Bence Suriyelilerin ayrı okulları olması gerekiyor. Çünkü bu çocuklar eğitilmediğinde gelecekte ciddi problemler oluşturacaklar.

Ahmet: Suriyeliler geldiklerinde dil bilmedikleri için çok sıkıtı yaşadılar. İş gücü ucuzladığı için Türk işçiler iş bulmakta sıkıntı yaşadılar. Ayrıca konut fiyatları çok arttı. Ben bunları rahatlıkla gözlemleyebildim.
Mehmet Selim: Aslında İstanbul’da Aksaray, Yusufpaşa nasıl şu anda hep Arapça tabelalarla, dükkanlarla doluysa aynı manzarayı Kilis’te de görmem mümkün. Kilis’te belediye araçları, sokak adları aklınıza gelebilecek her yerde Arapça yazılar var. Kilis şehir merkezine girişte tabelada hem Türk hem de Suriyeli nüfusu belirtilmiş durumda. Artık bizim kadar onlar da şehrin sahibi gibiler yani.

Uğur: Suriyeli mülteciler şehirde birçok değişiklikte bulundular. Kendi mimarilerini yapmaya başladılar. Bizim oturduğumuz yerde boş ve sahipsiz buldukları binaları kendilerine göre dönüştürüyorlar. Bir tane çay bahçesi vardı, onu değişik renklerle boyadılar ve kullanıma açtılar. İnsanlar da baya konuşmuştu bunu ve ‘Ne yapıyor bunlar kafalarına göre ‘falan demeye başlamışlardı.

Hasan: Suriyeliler şu anda o kadar çoğaldılar ki yakında biz Türkler olarak asimile olacağız bence. Çünkü bizim insanımız çok meraklı onlarla Arapça konuşmaya. Daha dükkana girer girmez Arapça konuşmaya başlıyor hemen. Yani Suriyeliler hiç değişeyim de uyum sağlayayım havasında değil. Biz onlara karşı daha mahçup davranıyoruz.

Çevrenizde Suriyeli mültecilerle evlilik yapan var mı?
Mehmet Selim: Kilis’te evlenirken gençler belli miktarda altın almak zorunda adet olduğu için. Bu yüzden Suriyeli kadınlarla evlenmeler oldukça fazladır. Çünkü Suriyeli kadınlar zor durumdalar biri evlenmek istediğinde bunu geri çevirmiyorlar. Beni erkek kardeşim de Suriyeli bir kadın ile evli. Kardeşimin karısı vefat etti. Akrabalar ona eş aradılar fakat Kilisli birçok kadın kabul etmedi. Yeğenimiz Suriyeli bir öğretmenle tanıştırdı ve evlendiler. Şu an çok mutlular.

Uğur: Benim erkek kardeşim de karısından boşandı. Suriyeli bir kadın ile evlilik yaptı. İlk karısından 2 kızı vardı. Şimdiki eşinden 3 erkek çocuğu oldu. Hep erkek çocuk istediği için karısını el üstünde tutuyor resmen. Ama Suriyeli kadınlar da eşlerine karşı çok anlayışlı ve iyi davranıyorlar. Öyle bir yetiştirilmişler ki sanki tek amaçları kocalarını mutlu etmek.

Ali: Benim bir öğretmen arkadaşım Suriyeli bir kadın ile evlilik yaptı. Anlattıklarına göre çok mutlular. Kültür farkı da pek yaşamadığını ifade ediyor. Çünkü eşlerine karşı çıkmıyorlar ve kocaları için süsleniyorlar.

Yaşadığınız yerde Suriyeli komşularınız var mı?
Kadir: Suriyeli komşularımız var. Aslında komşuluk ilişkileri olarak iyiler. Biz şahsen sıkıntı yaşamadık. Ama başka mahallelerdeki arkadaşlarımızdan duyduğum kadarıyla gece çok ses yaptıkları için sorun yaşayanlar oluyor.

Hasan: Suriyeli mülteciler akşam olunca sese gürültüye başlıyor. Gündüz yatıyorlar. Gece olunca sanki gündüz olmuş gibi bir hareketlenme başlıyor. Kapı önlerinde gruplar halinde oturmalar, yüksek sesle hatta bağırırcasına konuşmalar mahalle halkına aşırı rahatsızlık veriyor.

Yaşadığınız yerde Suriyelilerin açtığı dükkanlar var mı?
Mehmet Selim: Suriyeli mülteciler Kilis’te kuruyemiş işini neredeyse ellerine aldılar. Biz çok severek yiyoruz. Hem çok güzel yapıyorlar hem de ucuza satıyorlar. Kilis’te pek tatlı çeşidimiz yoktur. Suriyeliler gelince tatlı seçeneğimiz de arttı. İşin güzel kısmı bizden daha güzel yapıyorlar. Ben İstanbul’da da onların dükkanlarından alışveriş yapıyorum.

Kadir: Evet Suriyeliler birçok işe el attılar. Kilis’te esnafını bitirdiler. Hele de Kilis şehir merkezinde çoğu dükkan Suriyelilerin. Hemen her sektörde iş yeri açıyorlar.

Murat: Çevremde Suriyelilere ait çok dükkan var. Esnaf olarak iyi diyebilirim. Fakat ben onlardan alışveriş yapmayı pek tercih etmiyorum.

Ali: Kebapçı, manav, tuhafiye gibi aklınıza gelen her dükkan var. Ailecek onların dükkanlarından alışveriş yapıyoruz. Biz çok memnunuz.

Kilis’te çok fazla Suriyeli olması size ne hissettiriyor?
Hasan: Ben artık çok rahatsız oluyorum onların varlığından. Çünkü hayatımızın her alanında varlar. Bizim okullarımızda okuyorlar ama yeterli eğitimi veremiyoruz. Gelecekte bu insanlar eğitimsiz birer birey olacak. Peki biz bunlarla nasıl başa çıkacağız? Bence sorulacak çok soru var. Gelecek için endişeliyim. Keşke imkanım olsa başka ülkeye gidebilsem.

Murat: Artık Kilis’in Türk şehri olduğundan emin değilim. Hemen hemen her Kilisliye bir mülteci düşüyor. Ayrıca Mültecilerin sosyo-kültürel olarak geri kalmış olanları Kilis’te kalıyor ve bu da sorunlara neden oluyor. Daha iyi durumda olanları başka şehirlere gidiyor. Kilis’in mevcut özellik ve alışkanlıklarını kaybetmesi beni çok üzüyor.

Kadir: İlk başta acıdık, üzüldük. Ama şimdi sayılarının bu kadar artması beni çok rahatsız ediyor. Genel anlamda kurallara uymuyorlar. Şehrimizin bir Suriye şehri olduğu duygusuna kapılıyorum. Her yerde onlar var. Sanki onlar değil de biz mülteciyiz. Özellikle 2015’ten itibaren bunu hissediyorum.

BÖLÜM 5: SONUÇ
5.1 Tartışma
Katılımcılar sorulan sorulara hemen hemen benzer yanıtları vermiştir. Suriye’de savaş başladığı yıllarda hemen ilk göçler başlamıştır. Göçle ilk gelen kişiler Kilis’te akraba veya tanıdığı olanlardır. Suriyeli göçmenler şehrin belirli semtlerinde kümelenmişlerdir. Onlar kendi davranışlarını değiştirmek veya sınırlandırma yerine Kilis halkı daha çok onlara uyum sağlamaya başlamıştır. Örneğin Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmı Türkçe öğrenmiyor, aksine Türkler Arapça konuşmaya daha istekli görünüyor.
Suriyeli mültecilerin mekanın kimliği üzerinde oldukça etkili oldukları gözlenmektedir. Kilis’te günlük hayatın her alanında Suriyelileri görmek mümkündür. Birçok işyeri açtılar, kendi mimarilerini ve yemek kültürünü getirdiler. Hatta belli noktalarda uyum sağlamaya çalışsalar da aslında Suriye’deki yaşamlarını Kilis’te de devam ettirdikleri gözlenmiştir. Kilisli olan vatandaşlar ise yoğun göç sonrası ortaya çıkan mekansal dönüşümden artık bunaldıklarını dile getirmişlerdir. Çünkü artık kendilerini Suriye’de bir şehirde gibi hissetmeye başlamışlardır.
Kilis şehri kaldırabileceğinden fazla nüfus barındırmaktadır. Yoğun nüfus baskısı sosyal, kültürel ve ekonomik olmak üzere birçok alanda hissedilmektedir. Okullarda Türk ve Suriyeli öğrenciler bir arada okumak zorunda kalıyor. Bu şekilde verilen eğitim iki taraf içinde faydalı olmamaktadır. Fakat Suriyeli çocukları eğitmediğimizde de ileride ciddi toplumsal sorunlara yol açabileceklerdir.
Suriyeli mültecilerin ucuz iş gücü olarak kullanılması Türk vatandaşların işsiz kalmasına sebep olarak kent üzerindeki ekonomik değişimi gözler önüne seriyor. Ayrıca Kilis’e ilk gelen zengin Suriyeliler konut fiyatlarının da artmasına sebep olmuştur. Fakat görüşmeler sırasında artık eskisi kadar fiyatların yüksek olmadığı ifade edildi. Çünkü çok göç var diye çok sayıda konut yapıldı ve gelen mülteciler Kilis’te kalıcı olmayıp başka şehirlere gittiler. Hatta birçok konut bu sebeple boş kaldı.
Görüldüğü gibi sınır bölgeleri artık sadece ulus-devletlerin egemenlik alanlarını belirleyen çizgiler değil, kültürlerin karşılaştığı, çatıştığı, sosyal ve kültürel kimliklerin yeniden kurulduğu yaşayan mekânlar olarak ele alınmaya başlanmış ve kültür, kimlik, yer/ mekân gibi kavramlar sınırdaki görünüşleriyle tartışmaya açılmıştır. Sınırların devlet kontrolünün ve otoritesinin simgesi olarak ele alındığı devlet-merkezli yaklaşımdan, sınırın daha çok hem ayıran hem birleştiren, kısıtlayan ama aynı zamanda olanaklar da yaratan ikili yapısına vurgu yapan sınır-merkezli yaklaşıma geçilmiştir. (Akyüz, 2014). Kilis’te yaşanmış olan bu durum liminality (eşikte kalma, arada kalma) kavramı ile çok daha net bir şekilde ifade edilebilir. Sınır bölgeleri insanlar tarafından yapay sınırlar çizilerek ayrılabilir. Fakat buralar her iki tarafında benzer yaşantıları sürdüren insanların bulunduğu tek bir mekan özelliği gösterir. Liminal denilen bu sınır bölgelerinde tıpkı Kilis’te olduğu gibi insanlar uyum içinde yaşarken bir taraftan da meydana gelen yeni durumlara karşı çatışma, değişme ve dönüşümle karşı karşıya kalmaktadır. Geçiş aşaması, bireyin iki statü arasında kaldığı, belirsizliği ve hiçliği yaşadığı ‘statüsüzlüğün araf’ında (Turner, 1969: 97) olduğu aşamadır. Bu aşamadaki birey ne eski statüsündedir ne de yeni bir statü kazanabilmiştir. Liminality yani arada kalmışlık ve geçiş aşaması sürecinde bireyler toplum için tehlike arz eder. Çünkü mekânsal ve kimliksel anlamda bir belirsizlik yaşamaktadır. Kilis’te Suriyeli mülteciler yeni geldikleri yere uyum sağlamaya çalışmaktadır. Bunun yanında eski yaşam tarzını yaşatmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla yaşadıkları yeni yerde bir belirsizlik yaşarken toplum tarafından da kabul edilme çabası içerisindedir. Tüm bunlardan hareketle ne tam olarak Kilis’e aitler ne de Suriye’ye.
Dixon ve Durrheim’ın belirttiği gibi “‘kim olduğumuz’ sorusu çoğu defa ‘nerede olduğumuz’” (2000: 27) sorusuyla yakından ilgilidir. Bir sınır bölgesinin sakinleri de hem kimliklerini hem de kendi yaşamlarına dair söylemlerini sınırla kurdukları ilişkiler üzerinden yeniden kurarlar. Sınır insanları bu süreçlerde ‘pasif birer alıcı değil’ (Wilson ve Donnan, 1998) sürecin aktif bileşenleridir. Sınırdaki yaşamın kuralları konurken, Flynn’in örneğinde olduğu gibi ‘Sınır biziz’ (We are the border) diyerek kendi kurallarını da koyar ve kendileri için hareket ve manevra alanları yaratırlar. Buna olanak sağlayan da sınırın liminalitesi ve bu liminal alanın yarattığı boşluklardır (Akyüz, 2014). Kilis’te Suriyeli mültecilerin boş buldukları alanlara veya binalar yerleşmeleri, çok çeşitli dükkanlar açarak Suriye’den kaçak yollarla getirdikleri ürünleri satmaları ve dahası kendilerini değiştirmek yerine yerli halkı değiştirmeyi başarmaları kendi hareket sahalarını yarattıklarının göstergesidir. İşte bunları sağlayan şey liminal alanın yarattığı boşluklardır.

5.2 Öneriler
Kilis bağlamında meydana gelen bu göç hareketi gün geçtikçe devam etmekte ve eğer herhangi bir tedbir alınmazsa, yakın bir tarihte Suriyeli sığınmacıların sayısı, Kilis’te yaşayan yerel halk nüfusunu geçecek gibi görünmektedir. Bu bakımdan gerek Kilis’te yaşayan yerel halkın gerekse de göç ile gelen sığınmacıların sorunlarla boğuşmaması ve yaşamlarını daha iyi koşullarda sürdürebilmesi için bu göç hareketine her iki tarafı mağdur duruma düşürmeyecek koordineli çözümler üretmek gerekmektedir. Bu bağlamda göçmenlerin barınma, sağlık ve eğitim sorunlarına yönelik uygun alanlar oluşturmak gerekmektedir.

KAYNAKÇA
Alver, K. (2008). Steril Hayatlar: Kentte Mekansal Ayrışma ve Güvenlikli Siteler

Aksan G. (2008). Farklı Yaşamlar ve Mekanlar Olarak Steril Hayatlar

Akyüz L. Liminal alanlar olarak sınırlar: Türkiye-Gürcistan sınırında ekonomik yaşam ve etnik kimliklerin sınır deneyimleri

Aytaçlı B. (2012) Durum Çalışmasına Ayrıntılı Bir Bakış Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, Haziran 2012, 3 (1), 1-9
Bilgili M. (2016) Coğrafya Öğretiminde Mekân ve Yer Karmaşası Üzerine Bir Araştırma Coğrafya Eğitimi Dergisi – Turkish Journal of Geography Education, 2(1): 11-19. ISSN: 2149-522X, ©2016 Coğrafyacılar Derneği – Turkish Association of Geographers
Bostancı N. (1998) ‘Etnisite, Modernizm ve Milliyetçilik’, Türkiye Günlüğü, S. 50, (Haziran 1998), ss. 38-55.
Cengiz D. (2015) Zorunlu Göçün Mekansal Etkileri ve Yerel Halkın Algısı: Kilis Örneği
Harunoğulları M. ve Cengiz D. (2014) Suriyeli Göçmenlerin Mekânsal Analizi: Hatay (Antakya) Örneği Kilis 7 Aralık Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Coğrafya Bölümü, Kilis
Güleç Solak S. (2014) Mekan-Kimlik Etkileşimi ve Kentsel Mekandaki Tezahürleri; Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi Kamu Yönetimi Anabilim Dalı
ORSAM –TESEV (2015) “Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri”, Rapor No: 195.
İç İşleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Göç İstatistikleri
İncili Ö.F ve Akdemir İ.O. (2016) Yerinden Edilmişliğin Coğrafi Analizi: Kilis’teki Suriyeli Sığınmacılar
Türkiye İstatistik Kurumu

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Yorum Yaz